Liderlik tarzınız gelişiminize engel mi kaldıraç mı?
- Bahar Önderol
- 1 gün önce
- 2 dakikada okunur

"Akıllı insanlar her şeyden ve herkesten öğrenirler, ortalama insanlar tecrübelerinden öğrenirler; aptal insanlar ise zaten her cevabı bildiklerini düşünürler." - Sokrates
Felsefenin babası Sokrates’e atfedilen bu sözü iş dünyasına uyarladığımızda karşımıza üç farklı yönetici profili çıkıyor:
1. "Zaten Biliyorum" Tuzağı (Gelişime Kapalı Lider)
Sokrates’in en sert eleştirisi, "zaten bütün cevaplara sahip olduğunu" düşünenleredir. Liderlikte buna "Uzmanlık Tuzağı" diyoruz. Uzmanlıktan yöneticiliğe terfi etmiş profesyonellerde bu duruma sıklıkla rastlıyoruz. Kendi yolunun tek doğru yol olduğuna inanır ve ekibini de aynı yoldan gitmeye zorlar. VUCA dünyasında, dünün doğrularıyla yarını yönetmeye çalışır. Ekibindeki farklı seslere kayıtsız kalır, "bildiğini okur" ve karşıt fikirleri gelişimin bir aracı olarak değil, otoritesine bir tehdit olarak görür.
2. Sadece Yaşayarak Öğrenenler (Reaktif Lider)
İkinci grup, yani "ortalama insanlar", tecrübelerinden öğrenirler. Bu gereklidir ancak yeterli değildir. Sadece kendi başınıza gelenlerden ders çıkarıyorsanız, öğrenme hızınız çok yavaştır. Oysa iş dünyasında zaman en kıymetli kaynaktır. Her hatayı bizzat deneyimleyerek öğrenmek, hem kariyeriniz hem de şirketiniz için çok pahalı bir yöntemdir. Geleceği öngörmek yerine, sürekli geçmiş krizleri analiz eden ve olayların arkasından sürüklenen bir lider konumunda kalırsınız.
3. Kaldıraç Etkisi Yaratanlar (Akıllı Lider)
Gelelim "Akıllı Lider" profiline. Sokrates’in tarif ettiği bu kişiler, Gelişim Zihniyetine (Growth Mindset) sahiptir. Onlar sadece kendi tecrübeleriyle yetinmezler. Başkalarının tecrübelerinden, ekibindeki en genç çalışanın fikrinden faydalanır ve rakiplerinin hatalarından da ders çıkarırlar. Buna "Kaldıraç Etkisi" diyoruz. Bu liderler, Jim Collins’in Good to Great (İyiden Mükemmele) kitabında tanımladığı "5. Düzey Liderler" gibi tevazu sahibidir; bilmediklerini kabul eder ve sürekli sorarlar: "Bunu daha iyi nasıl yapabiliriz?"
Eğer liderliğinizi "ortalama"dan "akıllı" seviyesine taşımak istiyorsanız, bugünden itibaren şu üç adımı uygulayın:
Cevap Veren Değil, Soru Soran Olun: Toplantılarda en çok konuşan kişi olmak yerine, en güçlü soruları soran kişi olun.
Dinleyin: Sadece sizinle aynı fikirde olanları değil, size itiraz edenleri de dinleyin. "Akıllı insan herkesten öğrenir" ilkesini unutmayın.
Kırılganlıktan Korkmayın: "Bilmiyorum, senin fikrin nedir?" demek otoritenizi sarsmaz, aksine ekibinizin güvenini ve kolektif zekasını artırır.
Liderlik bir varış noktası değil, bir yolculuktur. "Oldum" dediğiniz an, aslında "düşmeye" başladığınız andır. En iyi liderler, unvanları ne olursa olsun, kendilerini daima birer öğrenci olarak görenlerdir.



